RAMAZANOGLU NIYAZI'dan 1965.02.01 Tarihli Mektup

Gökbilgin Kütüphanesi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

VAT e

AKLA > NİYAZİ RAMAZANOĞLU iç o Eski Mersin Mebusu "co ( Tarihsiz, pdf. Kardeşim,

Sıhhat sebebiyle yaptığım bu seyahatten yurda döndüm. İstanbul'a varır varmaz üniversiteye gittim, sizleri aradım. Kafesoğlu ile Şehabettin Bey'le görüştüm. Ertesi günü yine gelerek sizinle buluşacağımı, ancak saygılarımın size sunulmasını bu arkadaşlardan rica ettim.

Ertesi gün ise hemen hareket icap etti. Teşerrüf edemediğimize üzüldüm. Paris'te mektubunuzu almıştım. Samimi alakanızdan dolayı minnettarım. Londra'ya gitmekten sarfi nazar eyledim. Şimdilik idare ediyoruz. Siz nasılsınız? Bayramınızı da tebrik eder selam ve saygılarımı sunarım kardeşim. Hanımefendiye hürmetler.

Niyazi Ramazanoğlu, Tarsus NYZR

EO NİYAZİ RAMAZANOĞLU 15.8.1962 e e

Benim Aziz Kardeşim,

Bugün başımdan geçen bir vakıadan on bir gün uzaklaşmış bulunuyorum. Fakat hâlâ onun tesiri altındayım. Kim bilir bu uyku uzasaydı...

Anlatayım: 5.8.1962 akşamı geç vakitte uçakla Paris'e varmıştık. Oğlumu ve hanımı geç buldum. Pazartesi günü 6.8.1962 öğle yemeğini yedikten sonra onları bir yerde bırakarak, ben bir taksi ile Bibliyotek Nasyonal yolunu tuttum.

Her Paris'e gelişimde zamanımın mühim bir kısmını bu kütüphanede geçiririm. Taksi ile giderken yalnız mağazaların yazıları biraz dalgalanıyordu. İçeri girdim, not almak üzere kapıdan bu kâğıtları satın aldım. Giriş kartı (Matbu ve Yazmalar için) almak üzere büroya vardığımı hatırlıyorum, saat üçtü. İşte o kadar. Gözümü bir binanın alt katında açtım. Nedeyim dedim, (Hotel Dieu) dediler. (Burası Paris'in Notredam yanında meşhur bir hastanesinin adı). Bir doktor formalite ikmâliyle meşgul, bana sordu: para verebilir misiniz? Biraz sonra saati sordum, dört dediler. Hazret! Bir an bir şey hatırlamıyordum. Sonra yavaş yavaş hatıralarımı toplamaya başladım.

Fakat, üç çeyrek saat hayatımın bu devresi karanlık bir perde ile kapalı. Hastanede üç gece kaldım. Nihayet taburcu oldum. Perte de Connaiseaua alışsan buna zahiri İbrahim arıza bırakmayan bir komaydı. Evvelki gün talebe müfettişi Cihat Bey'i ziyaretimde Bibliyotek Nasyonal'den o gün derhal telefon edildiğini, kendisinin başkonsolosluğa haber verdiğini... İfade etti. Oğlum da bir iş için pasaportumun tahriri için birkaç gün evvel konsolosluğa gittiğinde söz arasında ha bu isimde bir Türkün Bibliyotek Nasyonal?de hastalanıp hastaneye kaldırıldığı haber verilmişti. Demişler.

İşte biz de fikir ve ilim işçilerinin akıbeti.

Ben aynı gün kendimi toplar toplamaz oğlumu otelde arattım. Dekan Bey'in bulunduğu otel ve daireyi kiralamıştık. İki üç saat evvel.

Hanım ve kızım henüz otelin adresini bilemiyorlar. Onlar Opera civarında bir kahvede saat 4,9'ta bizi bekleyeceklerdi.

Gitmişler, gelmişler, yeni oturmuşlar. Nihayet oğlum elbette hastaneye geldi. 6,15”te de onlar. Hepsi telaş içindeler. Tabii yukarıda dört kişilik bir odada, iki saattir kendisine gelen ve fakat 19-21 tansiyonla istifra etmekte bulunan beni bulmuşlar.

Tayyip, şimdiye kadar ne tansiyonum böyle yükselmişti, ne de hayatımda böyle yarı ölü hayatı görmüştüm. Tek duyabildiğim şöyle bir arabanın içinde bir an sallanış. Bir de iğne. Doktorlar da vaziyeti kritik görmüşler. Neyse hayatta daha nasibimiz varmış. Esaslı bir doktor ve profesör yok, hepsi vefasında, esbap meçhul. Evet, son günler fazla yorulmuştum. Ancak daha çok yorulduğum zamanlar olmuştu. Yaş da bunda müessir. Belki bu bir tansiyon pusaesi, belki romatizmal gut krizi belki mesrud.

Arkadaşım, yaş ilerledikçe kendimize daha fazla bakmamız lazım gelirken, hayatımızı ona göre uydurmak icap ederken bunu düşünmüyoruz.

Böyle etraflı bir mektubu ilk defa sana yazıyorum. Biz Türk Milletinin fikir ve ideal işçileri, yekdiğerimizle alakadar olalım. Birbirimize destek olalım...

Sana ve hanımefendiye saygılar, hanım kızımızın gözlerinden öperim.

Muayyen yaştan sonra yalnız yolculuk yapmayalım. Kendimizi fazla yormayalım.

Not:

Şimdi hamt olsun iyiyim. Hafif hafif geziyordum. Gazeteleri okuyorum. Hilmi Ziya gidecekmiş, gitmiş. Birbirimizden haberdar değiliz.

Varyan Efendiye de selamlarımı lütfen söyleyiniz. Bir mektup gelirse adresime yollasınlar. Niyazi Ramazanoğlu NİYAZİ RAMAZANOĞLU 11.12.1962

Benim Aziz Kardeşim,

Bilsen adresini kaybettiğimden ne kadar üzülüyorum. Ne Paris'e yazdığın mektuba, ne ondan sonra yolladığın yazıya cevap veremediğimden cidden kendimi tenkit ediyordum. Fakat bilir misin? Bu bir cihetten daha devamlı düşünmeye medar oluyor. Bir mektubun karşılığı verilir. Sanki borç ödenir. Halbuki ödenmemiş borç halinde kalırsa daima bu konu ile insan alakalanıyor, kafası meşgul oluyor.

Ben sıhhatçe hamt olsun iyiyim. İdare edip gidiyoruz. Siz ne âlemdesiniz? Yeni yeni neler buldunuz? Oranın kışıyla aranız nasıl?

Eylülün başlarında otomobil ile Ren kıyısında bir yolculuk yapmıştık. Belki Wiesbaden'den Renin sağ kıyısını takiben Koblenz'e kadar varmıştık. Ertesi gün de sol kıyısından dönerek Mainz'a uğramıştık. Hep seni hatırlamıştım. Kışın orada ders vereceğini düşünmüştüm.

Bu Ren kıyıları ne kadar güzel!

Kartın üzerinde adresin pek okunaklı değil. Buna rağmen yazacağım. Ümit ederim ki vaktinde alırsın. Bu vesile ile bol bol selamlar, saygılar.

Sıhhatimle alakanızdan dolayı ayrıca teşekkürler.

Niyazi Ramazanoğlu NİYAZİ RAMAZANOĞLU 15.2.1964

Muhterem Kardeşim,

Her şeyden önce bayramınızı kutlar, sıhhatler ve saadetler dilerim. Ben aralık ayının sonlarında Hindistan'a doğru seyahate çıktım. Müsteşrikler kongresine, Yeni Delhi'ye davetliydim. Hanımı da aldım. Ağrad Mathora'dan Çapur ve Açır'dan sonra ayrıca Haydarabat'a kadar uzandık. Sonra Lahor ve Karaşi'yi de ziyaretle İran'a geçtik.

İran'da da Tahran'dan sonra şimalde Tebriz'i, güneyde Şiraz ve İsfahan'ı, Meşhet ve Hemedan”ı ziyaret ettik. Havalar soğuk olması hasebiyle Afganistan seyahatlerinden sarfi nazar eyledik. Bileti aldığımız halde.

İstanbul'da yalnız bir gece kaldım. İlk işim sizi üniversiteden telefonla aramak oldu, bulamadım. Haber bıraktım. Dönünce mektubunuzu aldım.

Nasılsınız? Herhalde şimdi tamamen iyileşmişsinizdir.

Bilvesile saygılarımla tekrar sıhhatinizden haberler beklerim.

Niyazi Ramazanoğlu YAT E

va K LA 2 NİYAZİ RAMAZANOĞLU 194 So Eski Mersin Mebusu > <.O ( Tarihsiz, pdf. Kardeşim,

Sıhhat sebebiyle yaptığım bu seyahatten yurda döndüm. İstanbul'a varır varmaz üniversiteye gittim, sizleri aradım. Kafesoğlu ile Şehabettin Bey'le görüştüm. Ertesi günü yine gelerek sizinle buluşacağımı, ancak saygılarımın size sunulmasını bu arkadaşlardan rica ettim.

Ertesi gün ise hemen hareket icap etti. Teşerrüf edemediğimize üzüldüm. Paris'te mektubunuzu almıştım. Samimi alakanızdan dolayı minnettarım. Londra'ya gitmekten sarfı nazar eyledim. Şimdilik idare ediyoruz. Siz nasılsınız? Bayramınızı da tebrik eder selam ve saygılarımı sunarım kardeşim. Hanımefendiye hürmetler.

Niyazi Ramazanoğlu, Tarsus NİYAZİ RAMAZANOĞLU 3.1.1965 Paris

Muhterem Kardeşim,

Bu mektubumu Paris'ten alınca hayret ettiniz değil mi, yılbaşı tebriğini mutazammın mektubumu da Amerika'dan göndermiştim. Filhakika memlekete dönüyorduk. İspanya'ya uğradık. Madrit'te sağ çenem altında, deri altında bir bezik glandın şişlikler olduğunu hissettim. Paris'e ulaşınca bu, daha büyüyerek yumurta cesametine yaklaştı. Yüzümün sağ alt kısmı şişti. Evvelki yazımda da ifade eylediğim gibi yüzümün sağ kısmında yanak üzerinde zuhur eden bir sivilcenin ameliyat neticesinde (Maligne Melanom) olduğunun anlaşılması zaten kafamızı bozmuş, bakalım nereden bir de pretini yapacak diye beklemeye başlamıştık. Bu vaziyet karşısında bazı doktorların ismini öğrendik. Fakat tatil günlerine tesadüf etmesi itibarıyla Pazartesi, Salıdan evvel birini bulmak kâbil değil. Bir de aklıma Londra'ya gitmek geliyor. Londra'da bu hastalıklar için bir hastane veya müze olacak. Bütün Türkiye'den de oraya giderler. Yani bu habis tümörler için, kaporalı olsun olmasın başvururlar. İsmini ve adresini bilmediğim gibi bu nevi çene altı şişkinliklerin her biri şişmelerin ihtisasları hakkında bir bilgim yok. Lütfen böyle tanıdığınız ve İngiltere'yi tanıyan bir doktordan sorunuz, adresini bildiriniz.

Hanım yanımda olduğu gibi, rahatsızlığımın bu safhasından haberdar olan damadım ve kardeşim de gelecekler. Belki hep birlikte Londra'ya gideriz. İki yıl önce Londra'da iken sizin oturduğunuz evle bizim oturduğumuz pansiyon veya otelin isim ve adresini hatırlarsanız Paris'teki bu otel adresini göndermenizi rica edeyim.

Siz ve hanımefendiye ailece selamlar, hanım kızımızın gözlerinden öperiz.

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Yazmaya başladığım yazıları hastanede bile ikmâle çalıştım. Muvaffak olamadım. İnşallah bitirmek nasip olur. Niyazi Ramazanoğlu NİYAZİ RAMAZANOĞLU Eski Mersin Mebusu Tarihsiz, cv.2

Aziz Kardeşim, Akşam teşrif etmişsiniz, bulunamadığıma üzüldüm. Çok geç geldim. Bizim hanımı buldum iki defa telefonla Cenevre'de görüştüm.

Onlar buraya gelmiyorlar. Biz Paris'e gideceğiz. Belki Pazar günü, saygılarımla. Saat dokuzu çeyrek geçe.

Niyazi Ramazanoğlu


İndirilenler

RAMAZANOGLU NIYAZI 1965.02.01 tercume.pdf