Fatih Kanunnameleri

Gökbilgin Kütüphanesi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

İstanbul'un fethinin 500. yıl dönümü, Türk aydınlarını sadece İstanbul'un fethi olayında değil, aynı zamanda genel olarak Fatih devri ve o dönemin ilmi, hukuki ve edebi faaliyeti üzerinde düşünmeye, fikir beyan etmeye ve bu konuda çalışmalara yönlendirmektedir. Bu durumu, tabii ve sevindirici bir gelişme olarak görmemek mümkün değildir. Ancak, bu konuda fikirleri hazırlamak adına gösterdiğimiz çaba ve dikkat, çok eski bir geçmişe dayanmamaktadır. Gerçekten de, bu yıl dönümüne özgü hazırlıklarımız, hadisenin büyüklüğü ve önemine uygun bir şekilde, maddi ve manevi olarak yaklaşık 10-12 yıl öncesinden başlamıştır. Bu süreyi küçümsemek doğru olmasa da, bu alanda kapsamlı bir bilgi ve şuur verme çalışması yapmayan bir cemiyet için yeterli sayılmamakta ve geniş bir katılımı ilgilendiren, detaylı bir planlama ve kullanım gerektirmektedir. Bunun yanı sıra, savaş yılları içinde planları uygulamak için fırsat bulunamaması, işlerin uygulanabilirliğinin belirlenmemesi ve nihayetinde ruhsal bir tereddüt yaşanması gibi doğal faktörler de eklenebilir.


Bu bağlamda, 500. yıl dönümü öncesi hazırlıklarımızın veya daha doğrusu hazırlanamamışlığımızın acı bir bilançosu ortaya çıkmaktadır. Ancak yine de yukarıda belirtildiği gibi, Fatih devri konuları üzerinde ilim ve fikir adamlarının düşünmeleri ve görüşlerini açıklamaları, hatta önerilerde bulunmaları memnuniyet verici bir gelişmedir. Bu sürecin devamını dileyerek, ele alınan konuların detaylı bir şekilde incelenmesi ve bu konudaki araştırmaların ve sonuçların geniş bir kitleye tanıtılmasıyla ilgili çabalarımız devam etmelidir.


Bu çerçevede, bu yazıda, bir sabah gazetesinin sütunlarında bahsedilen "Fatih Kanunnameleri" konusuna kısaca değinmek ve bu derginin sütunları müsaade ettiği ölçüde, bu konuda bazı eklemeler yapmak istiyoruz.


Bilindiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş devri boyunca ve yeni fethedilen bölgelerde, birçok konunun düzen altına alınması ve aynı zamanda coğrafi ve siyasi değişimlerin gereksinimlerine uyum sağlanması gerekti. Bu nedenle, devletin idari, mali ve ekonomik durumu, bir temele oturtulmalı ve "Kanunname-i Ali Osman" adı altında kanunnamelerin oluşturulması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.


Öncelikle, Osmanlı Devleti'nin merkeziyetçi bir sistemle yönetilmediği dikkate alındığında, tek bir genel kanunname olmadığını ve her fethedilen bölgenin idari ve mali teşkilatının, önceki durumlarına bakılarak düzenlendiğini belirtmek önemlidir. Bu bağlamda, fethedilen her yer için ayrı özelliklere sahip kanunnamelerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Örneğin, "Kanunu Eyaleti Rum," "Kanunu livai Malatya," "Kanunu livai Trabzon," "Kanunu Cezirei Midilli" gibi bölgesel kanunnameler oluşturulmuştur.


Ayrıca, bir bölge Osmanlı İmparatorluğu'na ilhak edildiğinde, o bölgenin kanunları "Kanunnamei Ali Osman" veya diğer adıyla "Kanunnamei Sultan Mehmet" veya "Kanunnamei Sultan Selim" hükümlerine geçmiş ve uygulanmıştır. İdari, askeri veya ekonomik nedenlerle yapılan teşkilatlar için özel kanunnameler hazırlanmış ve bu kanunların hükümlerine tabi olacakların hukuki durumları detaylı bir şekilde düşünülerek birer statüye bağlanmıştır. "Kanunu müselleman," "Kanunu Canbazan," "Kanunu kıptiyan," "Kanunu Yağcıyan," "Kanunu Yürükaan," "Kanunu Tataran" gibi özel kanunnameler de bu dönemde ortaya çıkmıştır.


Elimizde bulunan ilk metinlerden biri olan "Fatih Kanunnamesi," pratik amaçlar doğrultusunda Divan-ı Hümayun'da kullanılmak üzere derlenmiş bir mevzuat mecmuasıdır. Bu tür mevzuatlar, tevkii zamanında kanun haline gelmiş bir mevzunun ismiyle anılmakta ve "Mehmet Paşa (Karamani) kanunu," "Nacizade Cafer çelebi kanunu," "Celalzade kanunu" gibi adlarla anılmaktadır.


"Fatih Kanunnameleri" terimi, içerdiği hem Divan-ı Hümayun ve merkezi teşkilat için gerekli ve zorunlu kanun ve hükümleri hem de il ve taşra idaresi için geçerli olan ve her bölgeye özgü özellikleri içeren ayrı kanunnameleri ifade etmektedir. Bu kanunnamelerin daha yakından incelenmesi ve bu sayede Fatih devri kurumları üzerinde düşünme konusunu başka bir yazıda ele almayı planlıyoruz.