Otranto’dan sonra Barış

Gökbilgin Kütüphanesi sitesinden
21.51, 8 Ocak 2024 tarihinde Gokbilgin (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 92 numaralı sürüm ("Fatih Sultan Mehmed'in batıya karşı gerçekleştirdiği en önemli hareketlerden biri, saltanatının sonlarına doğru İtalya'da fetih girişiminde bulunarak Otranto Kalesi'ni ele geçirmesidir. Tarih kaynaklarına göre, son Arnavutluk seferi sırasında (1478), Hersekzade Ahmet Paşa ile yaptığı bir konuşma sonucunda, İstanbul'da bir yıldan fazla süredir hapis tutulan Gedik Ahmet Paşa'yı serbest bıraktığını ve önce Selanik, ardında..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Fatih Sultan Mehmed'in batıya karşı gerçekleştirdiği en önemli hareketlerden biri, saltanatının sonlarına doğru İtalya'da fetih girişiminde bulunarak Otranto Kalesi'ni ele geçirmesidir. Tarih kaynaklarına göre, son Arnavutluk seferi sırasında (1478), Hersekzade Ahmet Paşa ile yaptığı bir konuşma sonucunda, İstanbul'da bir yıldan fazla süredir hapis tutulan Gedik Ahmet Paşa'yı serbest bıraktığını ve önce Selanik, ardından Avlonya sancağının başına getirdiğini, Paşa'nın Pulya (Puglia) vilayetinin Avlonya livasına yakınlığı nedeniyle ele geçirilmesinin kolay olacağını ifade ettiği ve daha sonra bir donanma ile bu girişime geçildiği belirtilir.


Ancak, bu bilgilerin yanında İtalya yarımadasında toprak fethetme isteğinin ötesinde daha başka ve ciddi sebeplerin bulunabileceği vurgulanmalıdır. Yani, sadece Gedik Ahmet Paşa'nın kendi başına böyle bir fikri öne sürmesinin, hükümdarı böyle bir karara yönlendirmek için yeterli olamayacağı düşünülmelidir.


Tarihsel olarak, Fatih'in Şarki Roma İmparatorluğu'ndan sonra Garbi Roma'yı da fethederek İtalya'ya hakim olma isteğinin, bazı Bizans ve batı kaynakları tarafından kabul edildiği bilinmektedir. Pulya seferi, bu ideali gerçekleştirme yolunda atılmış bir adım olarak değerlendirilebilir; ancak, bu hareketin arkasında Venedik'in teşviklerine daha fazla yer vermek de doğru olacaktır. Zira, o dönemde Napoli Krallığı ile savaş halinde olan Venedik hükümeti, İstanbul'a bir senatör göndererek güney İtalya'nın (Puglia ve Calabria) büyük şehirlerinin hukuki olarak Bizans İmparatorluğu'na ait olması gerektiği yönünde telkinlerde bulunmuş; bu diplomatik temas ve hazırlık sonrasında sefer başlamış ve Gedik Ahmet Paşa, direnişle karşılaşmadan uzun bir süre sonra Otranto'yu ele geçirerek yarımadaya ayak basmıştı.


Osmanlı kumandanının karşısında Napoli Kralı Ferdinand'ın oğlu ve veliaht Prens Alphonse (II.) bulunuyordu. Prens Alphonse'nin geri çekilmesinden sonra, Gedik Ahmet Paşa ve More Sancak Beyi Mustafa Bey, kısa bir süre içinde Otranto çevresindeki kaleleri ele geçirdi ve o bölgede tehlikeli akınlarda bulundu. Bazı tarih kaynakları, bu olayla ilgili olarak "Pulya vilayetinin valisi olan Raykanam Kafir'in kaçarak İspanya'ya sığınması"ndan bahsederler. Ancak, şimdiye kadar bu isimle ilgili herhangi bir açıklama yapılmamış ve kim olduğu ile ilgili bir izah yapılmamıştır.


Elimize geçen bir vesika, bu konuda oldukça aydınlatıcı bilgiler içermekte ve en azından güçlü sayılabilecek hipotezler oluşturmaya imkan tanımaktadır:


Bilindiği gibi, Otranto'nun fethinden dokuz ay sonra Fatih Sultan Mehmed vefat etmiş ve yerine geçen Bayezid II, Gedik Ahmet Paşa'yı İstanbul'a çağırmıştı. Paşa'nın İstanbul'a dönüşünden sonra, bu fırsatı değerlendiren Napoli Kralı, Macarlardan da destek alarak saldırıya geçti ve kısa sürede Otranto ve çevresindeki kaleleri geri almayı başardı (Eylül 1481).


Bundan sonra, Ferdinand I, yeni padişahın belki de tekrar bir teşebbüse geçme ihtimalini göz önüne alarak hemen bir elçi gönderdi ve dostluk teminatı vererek barışı elde etmeye çalıştı. İşte bahsetmek istediğimiz vesika, bu olay münasebetiyle Napoli kralının Bayezid II'ye gönderdiği mektup ve ahitname şeklindedir, Topkapı Sarayı arşivinde bulunmaktadır (No. 3927). Vesikada tarih ve imza bulunmamakla birlikte, mektuplarda ve ahitname suretinde Napoli kralının adına rastlanmamıştır. Mektubun başlığı, "Suret-i mektubi ki ez taraf-ı Rayka, (Reyge) bihazreti Hüdavendigar amde est," ahitnamenin başlığı ise "sureti ahitname ki 'Ez taraf-ı Rayka bihazret-i padişah islam... amde est," şeklindedir.


Görülüyor ki, tarihlerimizde rastladığımız "Rayka nam kafir" ifadesi burada "Eztaraf-ı Rayka" olarak geçmektedir. Aynı şekilde, metinde mektup ve ahitname sahibi Ferdinand, Padişah'a "yüce, ulu, yedi iklim padişahı" gibi sıfatlarla hitap ettikten sonra kendisini, "Don Ferendüş (Frenduz), Allah'ın inayetiyle Reyge'nin ve Çiçilye'nin ve Kudüs'ü Mübarek'in Beğisi" şeklinde takdim ederken, bu kelimenin bir ülke veya eyalet adı gibi kullanıldığı görülmektedir. Bu nedenle öncelikle, bu kelimenin anlamını açık bir şekilde bilmek önemlidir. "Rayka, Reyke, Reyge, Rike" şekillerinde okunabilecek bu kelimenin, Ferdinand'ın mensup olduğu Aragon Hanedanı'nın Türkçe bir şekli olarak tahrif edilmiş olması düşünülemez. Bu durumda iki ihtimal ortaya çıkar: Ya, İtalyanca'da kral anlamına gelen kelimenin (Rege) Türkçe bir şekli olmalıdır, ya da daha büyük bir ihtimalle, Sicilya ve Kudüs gibi bir yer ismi bulunmalıdır ve bu durumda bu yerin konumunu bulmak gerekecektir.


Bu konuda bizi aydınlatan yine büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis olmuştur. O, meşhur eserinde Otranto kalesini tasvir ederken (s. 170) "... Revka derler deniz kenarında bir kale var. Mezkur kale evvel zamanda ulu bir şehir olmuş ama şimdi bir miktar halkı vardır ve ol kaleden Otranto beş mildir" demektedir. Bu mevkinin, tarihlerimizde Rayka ve bu vesikada Reyga olarak geçen isim olmasını, ihtiyat kaydı ile kabule taraftarız.


Marini Sanuto'dan naklen Hammer'ın da zikrettiği bu ahitname (Sefer 888 = Mart 1483) (1); esirlerin serbest bırakılması, Otranto'nun istirdadında İtalyanların eline geçen topların iadesi meselesini ele almakta, fakat bilhassa, aradaki münasebetleri kuvvetli bir dostluk üzerine kurmak istemektedir. Ferdinand I'in şu şekilde teminat verdiğini görüyoruz: "Beğligüm şöyle ahdeder ki senin Padişahluğuna hiçbir ziyan etmiye denizden ve karadan ve senin Padişahluğunun bir ademisine ziyan etmem...".


Napoli kralı yine bu münasebetle Gedik Ahmet Paşa'ya yazdığı mektubun bir yerinde de "Sultanımdan dilek ederim, Padişah Hazreti ile beni barıştırmazsanız bundan ileri dilerim hoş olavuz dostluğum iyi olasın..." ifadesini kullanmıştır.


Bu müracaat, Osmanlı Hükümeti nezdinde müsait bir zemin bulmuş, Bayezid I, biraz da Şehzade Cem meselesi yüzünden, bu müracaatlara dostça mukabelede bulunmuş ve Sinan Bey adlı bir elçiyi başka adamlarıyla birlikte birçok hediyelerle göndermiştir ki, yakında aynen. (Devamı 6. Sayfada)

(1 Hammer, fransızca . tercümesi, XVII. 112; keza Noradounghian, I., s. 22