Nejat Göyünç’ten Tayyib Gökbilgin'e 3-6.3.1958 Tarihli Mektuplar

Gökbilgin Kütüphanesi sitesinden
12.16, 6 Şubat 2024 tarihinde Gokbilgin (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 197 numaralı sürüm ("Çok Muhterem Hocam, Mektubunuzu aldım. Her zaman bana karşı göstermiş olduğunuz yakın alakadan dolayı size minnettarım. Burada üzerinde çalışmak istediğim mevzu hususunda sizden de teşvik görmek beni ziyadesi ile sevindirdi. Bu cesaretle de geçen hafta Cuma gün[ü] Göttingen’e giderek Profesör Schramm ile görüştüm. Kendisine İstanbul’da neler okuduğum, burada ne üzerinde çalışmak arzusunda olduğum, İstanbul’da ike..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Çok Muhterem Hocam,

Mektubunuzu aldım. Her zaman bana karşı göstermiş olduğunuz yakın alakadan dolayı size minnettarım.

Burada üzerinde çalışmak istediğim mevzu hususunda sizden de teşvik görmek beni ziyadesi ile sevindirdi. Bu cesaretle de geçen hafta Cuma gün[ü] Göttingen’e giderek Profesör Schramm ile görüştüm. Kendisine İstanbul’da neler okuduğum, burada ne üzerinde çalışmak arzusunda olduğum, İstanbul’da iken iki sene Başvekâlet Arşivi’nde çalıştığım hakkında malumat verdim. Kendisinin İstanbul’a da bu sene gittiğini bildiğim için sizin, Cavit ve Cemal Beylerin (…) talebeniz olduğumu da söyledim. Bir defa da Profesör Heinz ile görüşmem lazım geldiği, Arapça ve Farsça veya Latince öğrenmem lazım geldiğini söyledi. Ben de zaten elimde burada doktoramı yapmak için hükümetin dört sene müsaadesi olduğunu düşünerek Almancanın yanında Arapça ve Farsça veya Latinceden birisini öğrenmeyi evvelden aklıma koymuştum. Mayısta gidince herhalde bunlardan birisine başlayacağım.

Yalnız tereddüt ettiğim husus şu: İstanbul’a geldikten sonra uzun müddet arşivde çalışmam lazım. Buradaki çalışmalarımı itmam için (tamamlamak). Eski vesikaların bazıları kuvvetli bir Osmanlıca ile oluyor. Lakin Arapça ve Farsça bilinmesi gereken vesikalar da var. Bunu düşünerek Arapça ve Farsça mı öğreneyim; yoksa kuvvetli bir Osmanlıca ile iktifa edip (yetinmek) -hatta Farsça da öğrenebilirim- Latince mi öğreneyim. O takdirde de Garba (Batı’ya) bir pencere daha açmış olurum. Bu hususta karar veremedim.

Buradaki ilk Almanca kursum çok başarılı oldu, Allaha şükür… Hem pekiyi derece ile kurs diploması aldım, hem de sınıf birincisi olduğum için büyükçe bir de kitap hediye ettiler, okuldan: Grimm Kardeşlerin masalları.

Şimdi iki gündür ikinci kursa başladık. Gayret benden, Tevfik (başarı) Allah’tan...

Mektubuma son verirken küçüklerin gözlerinden, sizin ve hanımefendinin ellerinden öper, en derin sevgi, şükran ve hürmetlerimi arz ederim, sevgili hocam...

Nejat Göyünç