BILGEN MUSTAFA'dan 1953.04.24 Tarihli Mektup
Belge No: 46 24 Nisan 1953
Pek Muhterem Aziz ve Faziletli Üstadım Efendim;
Benim için çok kıymetli ve büyük bir ders-i ibret ve nasihat-âmiz muhtevası ile istifadeli mektubunuzu on beş gün kadar evvel almış, devam-ı sıhhat ve âfiyetinizden olduğu kadar bana karşı lütfen ibzâl buyurulan alaka, teveccüh ve muhabbetten de fevkalâde mahzuz ve mesrur kalmıştım.
Hakk-ı âliniz var sevgili üstadım, cemil-i beliğa arasında zik edilen (melâikü hüsnü? s-semti, isârü tülü”s-sıhhat) fehvasınca medar-ı hüsn-i vakâr, tülü selvâ ihtardır ki, ben bundan gaflet göstermiş ve sizi beyhude rahatsız eylemiştim. Halbuki, kendimde şiddetle hissettiğim hissiyât-ı mütehayyirkârânenin zât-ı âlikadr az çok sende de tecelli edeceğini düşünmeli ve hâdisâtın seyrine, sünühât ve ilhâmât-ı meveddetkârânenin zuhuruna kemâl-i emniyetle muntazır olmalıydım.
Mamafih şiârım (istenidü ev istenid) bulunduğuna göre, yazdıklarınızı kemâl-i ihtiram ve tevkir ile telakki ettim, çok teşekkür ederim. Ruhum, canım, üstâdım, efendim. Zaten (il-ilmü dersün ve telkin, lâ-tarse ve terkin) hekimâne sözünde işaret olunduğu üzere bizâat-i ilmiye ve müktesebât-ı ruhiyenizi bu suretle neşr ve talim eylemenizde ayrıca mümtâz bir vasıf oluyor. Büyük bir tevâzu ile ve ve mahviyetkârlıkla ifade buyurulan o köy hocasının rahle-i tedrisinde siz bizim gibi sadece unvan kazanan, fakat (el-ilmü cebelü”l-basir el-musavver ve lâkinne sehlü”l-münhadder ve”l-cehlü minhelün sehlü”l-mevrud illâ ennehu sa'bü”l-masdar ) cümle-i beliğasındaki isabeti ve hamule-i ilmiyesinin ne kadar cüzi bir miktarı bulduğunu takdir ve idrak edenlerin öğrenmeye daha çok ihtiyacı vardır.
Yine aynı ifade ile beyan etmek lazım gelirse (zinetü”l-arzı bi”l-ilmler, ve”I-kevâkibü zinetü”s- semâi) hakikati üzere sizin gibi fazıl ve celadetli bir vücut ile muhitiniz -ki bunlara ben de iltihak etmek istiyorum- iftihar edecektir.
Benim sevgili efendim, sizi geç tanımış olmaktan, iki sene evvel tanımak mazhariyetine eriştikten sonra da münasebeti belki istemeyerek kesmiş bulunmaktan ne kadar me'yusum bilseniz...
Sizin çok iyi bildiğiniz ve gavâmızına vâkıf olduğunuz meslek-i sufiyânede düstur ittihaz edilen şu söz ne kadar doğrudur değil mi? (şeyhü's-sohbeti etemme ve ekmele fi”l-irtibat) yani, sizin sohbetinize mülazemetle kalbiniz ile benim kalbim arasında mukârenet-i daime kazanmak ahvalin sirayeti akvaldan seri olacağı için bu irtibat ne derece tam ve ekmel bulunacağını takdir etmem de mümkün değildir. Herhalde bu yol ile, bir şahs-ı kâmil olan zât- ı âlinize benim vecdim üzerinizde bir alamet-i aşk ve muhabbet zahir olmasına vesile teşkil edecek, belki de bir cezbeye sebep olabilecektir. (ve innehu zahrün lehüm min vusulihilâyihü”l-muhsinetü ve'l-aşk tekülunehu zahrün mi”l-harib)
Ruhum, sevgilim, üstadım efendim, daha fazla yazarak sizi mütâab-ı zihniyeye sevk etmek istemem. Kalbinizde bana yer ayırdığınızı bilmek ve sizi her zaman düşünmek benim için büyük bir hazz-ı manevidir, kuvvet ve tesellidir. Hemen Cenab-ı Hak size sıhhat ve âfiyet ihsan etsin. Şubatta yapacağım Anadolu seyahati daha ziyade garbi ve cenubi Anadolu'da olacağı ve sadece bir iki gün için Ankara'ya uğramak imkânı bulunacağı için sizi bu aralık ziyarete fırsat bulabileceğimi zannetmiyorum. Ancak ilkbaharda, herhalde bunu temin etmek ve sizi doya doya göremesem bile, birkaç saat veya bir gece için görmek istiyorum. Bakalım kısmet...
Lütfi Paşa eserleri hakkında Amasya Kütüphanesi'ne yazdığınızı bildiriyorsunuz. Teşekkür ederim ruhum, aziz ve kıymetli üstadım. Size geçen günü bizim fakültemiz yayınladığı bir eserle diğer bir kitap takdim etmiştim. Herhalde alakadar olabileceğiniz şeylerdir. İsterseniz bu kabil daha bazı neşriyatı da gönderebilirim. Muhakkak emirlerinizi beklerim. Zeki Bey'e yazdığım mektupta kendisine gönderdiğiniz Câmi'u'n-nür nüshasını alıp almadığını sordum. Henüz bir cevap gelmedi.
Bâki en derin ve kalbi hürmet, ve muhabbetlerimi teyit ederek kemâl-i iştiyak ve tehassürle ellerinizden öper, mütemadiyen sıhhat ve âfiyetinizi ez-dil ü can Cenab-ı Bâri”den tazarru ve niyaz eylerim. Ruhum, üstadım, sevgilim efendim.
(M. Tayyip Gökbilgin)