Nejat Göyünç’ten Tayyib Gökbilgin'e 4.12.1962 Tarihli Mektup

Gökbilgin Kütüphanesi sitesinden
12.17, 7 Şubat 2024 tarihinde Gokbilgin (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 325 numaralı sürüm (Gokbilgin, 4.12.1962 sayfasını Nejat Göyünç’ten Tayyib Gökbilgin'e 4.12.1962 Tarihli Mektup sayfasına taşıdı)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Çok Muhterem ve Sevgili Hocam,

16.10.1962 tarihli mektubunuzun cevabını bir hayli geciktirdim. Özür dilerim. Almanya’dan geldiğimiz zaman size arz etmiştim. Biz orada iken refika (eş) da çalıştığı için bir hayli para tasarruf ederek bir otomobil alıp bir Alman kız arkadaşın idaresinde Türkiye’ye gelmiştik. Lakin burada oradan aldığımız kazanç bilgilerine göre yaptığımız tasarruf kabul edilemedi. Onun için otomobili Türkiye’ye ithal için permi (izin) alamadık. Bazen gazetelerde hükümetçe gümrüklerde bekleyen eşya ve otomobiller için bir defaya mahsus ithal kararnamesi çıkartılacağı, bu yolda vekâletler arası bir komisyon kurularak çalışmalara başlandığı haberleri intişar ediyordu (yayınlanıyordu). Fakat bu yakınlarda gümrük vekili otomobil için hiçbir hususi muamele (özel işlem) yapılamayacağı hakkında müteaddit (tekrar tekrar) beyanatlar verdi. Bu durumda otomobili yurt dışına göndermek veya gümrükte çürüyünceye kadar bekletmek şıklarından birini sineye çekmek kalıyordu. Fikret Bey’in (Işıltan) Avrupa’ya gitmesi durumu hâsıl olunca arabaya o talip oldu, evvela. Neticede Vahit Bey ile birlikte 2 Aralık Pazar günü refikaları ile birlikte her ikisi de bizim araba ile beraber Bulgaristan üzerinden yola revan oldular, bizim araba ile. Allah inşallah hayırlı bir müşteri nasip eder de satarlar. Son birkaç hafta otomobilin işleri ile uğraşmakla geçti. Böyle sudan bir sebep için mektubum gecikti. Tekrar affınızı dilerim. Siz benden fakülte seçimlerini soruyordunuz. Senatoya Ahmet Erdel Bey’in yanına Vehbi Bey’in (Eralp) dekan seçilmesi üzerine Sırrı Erinç Bey seçilmiş. Yönetim kuruluna da İbrahim Kafesoğlu, Şahabettin Tekindağ, Erol Tümertekin, Oktay Arslanapa Beyler ile Refia Hanım (Şemin ?) seçilmişler. Dekanlık için Vehbi Bey’e rakip olarak Fahir İz Bey gösterilmiş.

Ansiklopedi Ahmet Ateş Bey’in idaresinde imiş. İbrahim Kafesoğlu Bey de redaksiyon heyetinde imiş.

Sizin maaşınızın yükseltilmesi için rektörlüğe yazı yazılmış. Terfi tarihi 6 Şubat 1963 olacak. Kadronuzun yükseltilmesi için de çalışıldığını Kemal Bey söyledi. Zeki Velidi Bey’e (Togan) cevabınıza gelince, bu hadise hakkında pek o kadar bir şey işitmedim. Zeki Velidi Bey kendi "keşke hiç yazmasaydı" dedi. Aynı fakülte mensubu iki meşhur profesör arasında böyle bir münakaşa ve karşılıklı sarf edilen sözlerin hiç sarf edilmemiş olması bence daha iyi olurdu. Lakin bunun için de Zeki Velidi Bey’in daha ölçülü bir dil kullanması gerekirdi. Kendi hatası kendini müşkül (zor) duruma soktu.

Bu birkaç gündür İstanbul’da kara kış geldi. Dışarıda boyuna yağmur yağıyor. Hava da soğudu. Ben de bir aydır size uğrayıp hanımefendiyi ve çocukları ziyaret edemedim. Bugünlerde bir yağmursuz zamanda gidip ziyaret edeceğim.


Benim doçentlik çalışmalarıma başladığım hakkında profesörler kurulunda karar çıkmıştı. Lakin namzet (aday) asistan olduğum için ilave ücret almam mümkün değilmiş. Sağlık olsun. Gelecek sene siz geldikten sonra asistanlığım tasdik olunur, sonra da daha fazla ücret alırım. Sizin Ekrem Hakkı (Ayverdi) Bey’den aldırttığım makaleniz henüz intişar etmemiş (yayınlanmamış). Ben Aysel Hanımdan aldım. O da bazı yerlerini okuyamadığını söyledi. Siz işiniz bittikten sonra tekrar gönderseniz, ben kendisine okurdum.

Fakültede arkadaşlar iyidirler. Münir Bey de Münih’e gidiyor. Dersleri boş geçecek. Ahmet ve Hüseyin Efendiler de her zaman sizi soruyorlar. Ellerinizden öptüklerini söylüyorlar. Size bir hafta kadar evvel Nizami Gencevi’nin Hüsrev ve Şirini adlı eserinin Bakü’de yapılan yeni tab’ından (baskısından) bir nüsha geldi. Alizâde tarafından gönderilmiş.

Size burada bulunan mektuplarınızı da gönderiyorum. Ayrıca fakülte neşriyatının bir listesini de...

Mektubuma bu kadarla son veriyorum. Hepimiz en derin hürmet ve sevgilerimizi arz eder, ellerinizden öperiz. Hoşça kalın, sevgili hocam.