Nejat Göyünç’ten Tayyib Gökbilgin'e 21.05.1959 Tarihli Mektup: Revizyonlar arasındaki fark
("Çok Muhterem ve Sevgili Hocam, Geçen hafta içerisinde Münir Bey’den [Aktepe] Tarih Dergisinin 3-4’üncü sayısı ile bir de mektup almıştım. Dergiyi sizinle beraber fakülteden aldığını yazıyordu. Bu mektubumla hem bana karşı göstermiş olduğunuz bitip tükenmez yakın alakaya bir defa daha teşekkürlerimi arz etmek, hem de sizi yeni durumumdan haberdar etmek istiyorum. Aşağı yukarı bir ay kadar evvel Profesör Heinz bana tezi..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu) |
Değişiklik özeti yok |
||
| 8. satır: | 8. satır: | ||
Bu sömestr yine Arapça ve Farsça derslerine devam ediyor, ayrıca Heinz’in Kuran Tefsiri derslerine de iştirak ediyorum, tabii Schramm’ı da dinliyorum. | Bu sömestr yine Arapça ve Farsça derslerine devam ediyor, ayrıca Heinz’in Kuran Tefsiri derslerine de iştirak ediyorum, tabii Schramm’ı da dinliyorum. | ||
İstanbul’da Profesör A[lbert]. Dietrich de buraya geldi. Lakin onun Arapça dersleri ilerlemiş olanlar için. Harekesiz parçalar okuttuğu için takip etmek benim için şimdilik mümkün değil. Hanım ve çocuklar da hamdolsun iyidirler. Sizi gıyaben (ismen) tanıyorlar. Çocuklar vaktiyle İtalya’dan ve Almanya’dan hayli kart göndermiş olduğunuz için postacı kart getirdiği zamanlar, baba Tayyip Bey’den mi diye soruyorlar. Bu da bizlere karşı unutulmaz sevgi ve alakanızın daimi bir delili olarak koltuklarımı kabartıyor. | |||
Allah kısmet ederse iki seneye kadar tezimi ikmâl (tamamlamak) ile dönmeyi düşünüyorum. Çalışmaktan zevk almakla beraber Mardin’de veya Ankara’da okulda geçen aktif hayatı zaman zaman hasretle anıyorum. Bunlar beni yurda bağlayan en kuvvetli bağlar oluyor, ihtimal. Türkiye’yi de bir hayli özledik. Fakat ailece veya onları bırakıp gelmek mümkün değil... Hem birkaç aylığına gelmiş olsam da iş ve gelirsiz tadı olmaz. Mardin’de tatillerde boş kalıp sıkılırdım. | |||
Sizin de iyi olduğunuzu tahmin ediyorum. Evvelce bahsetmiş olduğunuz rahatsızlığınız da tedavi ile iyi olmuştur, inşallah... | |||
Mektubuma son verirken hepimiz sizin ve hanımefendinin ellerinizden öperiz. Küçüklere de selamlar. Ekrem ve Nihal ağabeyilerinin de ellerini öperler. Tekrar en derin sevgi, hürmet ve selamlarımı arz ederim, sağ olun, sevgili hocam. | |||
Nejat Göyünç | |||
12.24, 6 Şubat 2024 tarihindeki hâli
Çok Muhterem ve Sevgili Hocam,
Geçen hafta içerisinde Münir Bey’den [Aktepe] Tarih Dergisinin 3-4’üncü sayısı ile bir de mektup almıştım. Dergiyi sizinle beraber fakülteden aldığını yazıyordu. Bu mektubumla hem bana karşı göstermiş olduğunuz bitip tükenmez yakın alakaya bir defa daha teşekkürlerimi arz etmek, hem de sizi yeni durumumdan haberdar etmek istiyorum.
Aşağı yukarı bir ay kadar evvel Profesör Heinz bana tezimin mevzuunu verdi. Tarih Dergisindeki [Robert] Anhegger’in makalesini okuduktan sonra Konevi’nin Tarih-i Al-i Osmanı’ndan vazgeçmişti zaten... Sonra Mart içerisinde idi, [Franz] Babinger’e Münih’e mektup yazıp bazı ricalarda bulundu. Ondan da müspet bir cevap alamayınca aslı İstanbul’da Ayasofya Kütüphanesinde bulunup kendisinde Zeki Velidi [Togan] Bey vasıtasıyla temin ettiği bir fotokopisi bulunan Alâ-i Tebrizî’nin Saadetname54 adlı kitabı üzerinde, onun bilhassa Maliyede defter tutulması ve bununla ilgili kavaidi (kuralları) beyan eden ikinci kısmı üzerinde çalışmamı tavsiye etti. İleride İstanbul’daki Arşivde de bu hususta çalışabileceğimi ilave etti. Yazma pek büyük olmamakla beraber Farsça oluşu, birçok kelimelerin noktasız oluşu, kitabın mühim bir kısmının mali işlerden adetlerden bahsetmesi dolayısıyla siyakat ile yazılmış bulunuşu itibarı ile hayli müşkül (zorluk). Lakin hayatta zorlukları yenmeden de başarıya erişilemeyeceği malum. Ben de bir yandan Seminer Kitaplığında Farsça yazılmış birçok kitaplar, hatta aslı İstanbul’da bulunan birçok yazmaların fotokopileri bulunuşu, bir yandan da Heinz’in kendisinin mali ve iktisadi mevzularla meşgul oluşu dolayısıyla kendisinden bir şeyler öğrenmek bakımlarından kabul ettim. Böylece buraya Osmanlı Tarihi üzerinde çalışmak arzusu ile gelmiştim, 14. Asra ait onlara takaddüm eden (önce gelen) devrin mali mevzuatı (konuları) ile uğraşmak kısmet olacak.
Bir parça okumaya gayret ediyorum. Yukarıda bahsettiğim müşküllerden dolayı ilerlemem karınca sürati ile oluyor. Yeni başlamanın neticesi diye kendimi teselli ediyorum. İnşallah ileride Türkiye’ye döndükten sonra fırsat bulur, istediğim mevzular üzerinde çalışmak imkânını bulurum.
Bu sömestr yine Arapça ve Farsça derslerine devam ediyor, ayrıca Heinz’in Kuran Tefsiri derslerine de iştirak ediyorum, tabii Schramm’ı da dinliyorum.
İstanbul’da Profesör A[lbert]. Dietrich de buraya geldi. Lakin onun Arapça dersleri ilerlemiş olanlar için. Harekesiz parçalar okuttuğu için takip etmek benim için şimdilik mümkün değil. Hanım ve çocuklar da hamdolsun iyidirler. Sizi gıyaben (ismen) tanıyorlar. Çocuklar vaktiyle İtalya’dan ve Almanya’dan hayli kart göndermiş olduğunuz için postacı kart getirdiği zamanlar, baba Tayyip Bey’den mi diye soruyorlar. Bu da bizlere karşı unutulmaz sevgi ve alakanızın daimi bir delili olarak koltuklarımı kabartıyor.
Allah kısmet ederse iki seneye kadar tezimi ikmâl (tamamlamak) ile dönmeyi düşünüyorum. Çalışmaktan zevk almakla beraber Mardin’de veya Ankara’da okulda geçen aktif hayatı zaman zaman hasretle anıyorum. Bunlar beni yurda bağlayan en kuvvetli bağlar oluyor, ihtimal. Türkiye’yi de bir hayli özledik. Fakat ailece veya onları bırakıp gelmek mümkün değil... Hem birkaç aylığına gelmiş olsam da iş ve gelirsiz tadı olmaz. Mardin’de tatillerde boş kalıp sıkılırdım.
Sizin de iyi olduğunuzu tahmin ediyorum. Evvelce bahsetmiş olduğunuz rahatsızlığınız da tedavi ile iyi olmuştur, inşallah...
Mektubuma son verirken hepimiz sizin ve hanımefendinin ellerinizden öperiz. Küçüklere de selamlar. Ekrem ve Nihal ağabeyilerinin de ellerini öperler. Tekrar en derin sevgi, hürmet ve selamlarımı arz ederim, sağ olun, sevgili hocam.
Nejat Göyünç